Çocuklarınızın Merakını ve Değerlerini Besleyin! Onlara İnsan Olmayı Öğretin!...
6214 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Çocuklarınızın Merakını ve Değerlerini Besleyin! Onlara İnsan Olmayı Öğretin!...



Geçtiğimiz günlerde Fütürist, Gelecek Tasarımcısı olarak yer aldığım, birkaç etapta tamamlanan önemli bir çalışmada Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Prof. Dr. Yankı Yazgan, Amerikalı ödüllü Eğitim Psikoloğu Dr. Michele Borba ve Aktif Yaşam Derneği’nden Mehmet Ali Çalışkan ile Adhoc Türkiye tarafından İstanbul, Ankara, İzmir’de 5-12 yaş arası çocuğu olan 900 annenin katılımı ile gerçekleştirilen araştırma sonuçlarını değerlendirdik.  Yanı sıra ebeveynler üzerine yapılmış farklı araştırmalardan ve TÜİK verilerinden de yararlanarak bir takım çarpıcı sonuçlara ulaştık. 
 
En sonunda da çıktıları, bir basın toplantısında tüm bu çalışmaları bir duyarlılık projesi olarak destekleyen markanın “Hadi Hareketlen Kirlen Öğren” kampanya elçisi olarak Sevgili Demet Akbağ’la birlikte kamuoyu ile paylaştık. Hepimizin içten içe bildiği, hissettiği gözlemlediği hallerimizi rakamlarla ve Türkiye fotoğrafı olarak görünce de irkildik!..
 
Pek çok yayın organında geniş yer alan sarsıcı araştırmanın detayları özetle aşağıda yer alıyor. Tüm yansımalar neredeyse elle tutulur, gözle görülür biçimde “ebeveynler çocukları ve kendileri için müthiş bir gelecek kaygısı içinde” diye bağırıyor:



Dekorumuz: Reklamdaki garaj idi:) Hatta daha tozlusu, kirlisi:) 

Çalışmaları bu reklam videosunun çekildiği  ve birebir aynı hatta daha da güzelleştirilmiş ( tozlanmış, kirletilmiş:)) ) garaj dekorunda yaptık. Çok eğlenceliydi. Biraz uğraşsak da sonunda müthiş bir ritm tutturup, bayağı güzel sesler çıkarabildik:) Bu linkten dileyenler kendi denemelerini yollayabiliyor, haberiniz olsun:) 



Araştırma sonuçları: Ebeveynler çocuklarının ve kendi geleceklerinden endişe duyuyorlar! Çünkü...

1. Türkiye’de Anneler

  • Türkiye’de 5-12 yaş arası çocuk sayısı 9,5 Milyon
  • 5-12 yaş arası çocuk sahibi olan anne sayısı 4,6 Milyon
  • İlk çocuk sahibi olma yaşı ortalama 23, ortalama çocuk sayısı 2.26
  • Anneler en çok 25 - 30 yaş aralığında çocuk sahibi oluyor
  • Yalnız % 14’ü üniversite mezunu. İlköğretim mezunu ya da daha düşük eğitim düzeyinde olanların oranı %59
  • Kentli annelerin %70’i çalışmıyor, vasıflı işlerde çalışan anne oranı %9


2. Çocuk Yetiştiriken Öncelikler
 
  • Kaliteli bir eğitim almalarına %79
  • Sağlıklı beslenmelerine %78
  • Alkol ve uyuşturucudan korumaya % 59
  • Dış dünyada güvende olmalarına % 54
  • İnterneti güvenli kullanmalarına %11
  • Yeterince fiziksel aktivite yapmalarına %9
 
3. Anneler ve Geleceğe Bakış
 
  • “Beni daha zor bir gelecek bekliyor” diyen annelerin oranı %68
  • “Çocuğumu daha zor bir gelecek bekliyor” diyen annelerin oranı % 69
  • Annelerin %60’ı çocukları için gelecekte hangi vasıfların iyi olacağını kestiremiyor
  • Çocuklarını geleceğe hazırlamak konusunda kendilerini ve imkanlarını yeterli gören annelerin oranı sadece % 31
  • %56’sı çocuğum büyüdüğünde önde gelen meslekler çok daha farklı olacak diyor
  • Annelerin %58’i değişimi yakalamakta zorlanıyor.
  • Annelerin %89’u okulda öğrendiklerinin çocuklarının gelecekte başarılı olması için tek başına yeterli olmadığını düşünüyor.
  • 20 ülke arasında yapılan kıyaslamada “Çocuğumun geleceği bundan daha zor olacak”  görüşüne katılım oranında  Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İngiltere’den sonra 6’ıncı ülkeyiz. Türkiye’yi Brezilya, Amerika, İsveç, Arjantin, Kanada, Mısır, Çek Cumh,  İspanya, Meksika, Güney Kore, Slovakya, Rusya, Bulgaristan ve Hindistan takip ediyor.
 



4. Çocuklar ve Teknoloji
 
  • Çocukların ailelerinden istediği şeylerin başında %85 ile bilgisayar geliyor.
  • Ailelerin %64’ü çocuklarına özel bilgisayar, %49’u akıllı telefon ya da tablet sağlamış görünüyor. Öte yandan annelerin %69’u telefon ve tabletin çocukları için zararlı olduğunu düşünüyor.
  • Çocukların %76’sının her gün televizyon izleme izni var. % 70’inde TV izleme süresi günde 2 saatin üstünde. 
(Ailece yapılan ortak etkinliklerin başında yaklaşık %73 ile televizyon izlemek geliyor)
 
5. Çocuklar ve Oyun
 
  • Annelerin  %11’i çocuklarını dışarı hiç çıkarmazken, %49’u çocuğunu haftada sadece 2 gün dışarıya çıkarıyor.
  • Evde 2 saatten fazla oyun oynayan çocukların oranı %45 iken dışarıda 2 saatten fazla oynayanların oranı %26.
  • Annelerin %85’i kendi çocuklarıyla kıyasladıklarında, çocukken arkadaşlarıyla daha fazla oyun oynadıklarını söylüyor. % 81’i biz bugünün çocuklarına göre daha fazla deneyimleyerek ve yaparak öğrenirdik diyor.
  • Çocuğuyla 2 saatten fazla oyun oynayan anne oranı ise %6. Anneler bu orana gerekçe olarak çocuklarıyla ne oynayacaklarını bilemediklerini ya da onlara bir şeyler öğretme konusunda kendilerini yeterli görmediklerini söylüyor.
 
6. Anneler ve Yaparak - Deneyimsel Öğrenme Modeli
 
  • Annelerin %61’i “deneyimleyerek-yaparak öğrenme” kavramını hiç duymamış.
  • Kavram anlatıldığında, annelerin % 84’ü bu modeli çocuğu için çok faydalı buluyor.
  • Annelerin yalnız % 48’i hayatlarında yaparak-deneyimleyerek öğrenmenin yeri olduğunu ifade ediyor.
  • Annelerin % 73’ü kirlenen çocuk daha fazla öğrenir diyor.
  • “Kirlenen çocuk daha mutlu olur” diyen annelerin oranı % 82’yi buluyor.

 
Peki ebeveynler geleceği öngörmek konusunda kaygılı olmakta haklılar mı gerçekten?
 


Bu konuda zorlanan herkese hak veriyorum.

- Bilim ve teknolojinin anne babalarımız dönemindeki ilerleme hızıyla bugünkü hızını kıyasladığımızda ortada muazzam bir fark var. Bu hızın daha da artacağını söylemek yanlış olmaz. Gelecek olasılıkları gerçek üstü bir hızda değişiyor. Fütürizm kavramının bu kadar öne çıkma nedeni de zaten bu. Geleceği uzgörmek veya sağlıklı gelecek senaryoları çalışabilmek artık pek çok parametrede birikim sahibi olmayı ve uzmanlığı gerektiriyor.

- Ebeveynlerin çocuklarını hazırlamak konusunda zorlanmaları çok normal ve bu araştırma sonuçlarında çok açık görünüyor. Ebeveynler geleceğin mesleklerinin bugünkünden farklı olacağını biliyorlar ama onların hangileri olduğunu kestiremedikleri için çocuklarını hala geleneksel prestij meslekleri için hazırlıyorlar.Yapıyoruz bir şeyler, yapmak zorundayız ama galiba ve büyük ihtimalle işe yaramayacak!” ikilemi içinde kıvranıyorlar. Çaresizlik duygusu ile sağlıksız ruh halleriyle geleceği sağlıklı şekillendirmek şöyle dursun, ne yazık ki em kendileri hem çocukları için daha da karmaşık, zor hale getirebiliyorlar. 
 
- Kaygı konusuna gelince, Prof. Yankı Yazgan çalışmalarımız esnasında “Ebeveynlerin kaygı seviyesi çocuk sahibi olacaklarını öğrendikleri gün itibarıyla artmaya başlar” demişti. Sisteminiz zaten kaygı için programlanmışken karşılaştığınız her belirsizliğin bu kaygıları daha da artırması son derece doğal. Üstelik unutmayalım ki geleceğe hazırlamanız gereken sadece çocuğunuz değil, sizin de hayatın değişim hızına adapte olmanız gerekiyor. Bugün 30lu ya da 40lı yaşlarını yaşayan insanların doğdukları günden bugüne kadar tanık oldukları teknolojik, sosyal ve ekonomik değişimler başka hiçbir jenerasyonunki ile kıyaslanamaz. Bu değişimi kariyerleri, sosyal hayatları ve aile hayatları için yönetmek zorundalar. Yaşadıkları kaygıların bir diğer nedeni de bu.

Yani kaygı duyulması normal. Ancak bu çare yok, hayatın hızlı akışına, ezberlere, şablonlara, elle gelen, düğün bayram felsefesine teslim olalım demek değil...



Bu kaygılardan arınmak ve çocukları geleceğe hazırlamak konusunda neler yapılabilir? Önerilerim; 
 
- Teknolojik imkanlar, araçlar ve sistemler değişse de insanlar buna adapte oluyor. Tüm jenerasyonlar gibi bu neslin çocukları da içine doğdukları teknolojileri ve sistemleri kullanmayı zaten öğrenecekler. Bunları onlara nasıl öğreteceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Yardımcı olabiliyorsanız fevkalade, ancak olamasanız da onlar zaten bir şekilde öğrenmek zorunda kalacaklar. Hatırlayın, bizim anne babalarımız daktilo kullandı, biz bilgisayara geçtik ve çocuklarımız tabletlere doğdu. Bu böyle gider...

Burada önemli olan kullandığımız araç ya da teknoloji değil onu ne için kullandığımız. Çocuklarımıza edindikleri bilgi ve becerileri daha iyi bir dünya yaratmak ve insanlık için kullanmayı öğretmemiz gerekiyor. Yani onlara öncelikle öğretmemiz gereken şey insani değerler bunu hiç unutmayalım.
 
- Bu çocuklar bir gecede 20 yıl büyümeyecekler yani gelecek aniden başlarına gelmeyecek. Onlar kendi geleceklerini gün be gün yaratacaklar, geleceklerinde etki sahibi olacaklar. Dolayısıyla yapmamız gereken “onları geleceklerini hazırlamaya hazırlamak”. Yukarıda bahsettiğim ve oldukça değerli uzmanlardan oluşan ekiple gerçekleştirdiğimiz bilimsel ve deneyimsel çalışmalar bunu yapmanın yolunu, çocuğun merakını beslemekten, hayatı kendi gözleriyle görmesine, kendi elleriyle tanımasına izin vermekten geçtiğini gösterdi.
 
Kısacası, çocuklarımızın geleceğe hazırlanmalarına yardım ederken, rehber olurken onların teknolojiyi kullanma seviyesini, kanallarını ve yaparak, yaşayarak öğrenme adımlarını bir denge içinde yaşamasını, çocuğa hayat yolculuğu için kalıcı beceriler ve yetkinlikler kazandırmayı gözetmeliyiz. Tablet bilgisayarları babysitter (bakıcı) gibi kullanmamamız ya da sapkınlık aracı diye kabul etmememiz, sınav notlarını, skorlarını başarı işareti olarak görmekten vaz geçmemiz gerekiyor.
 
Anne ve babalar olarak her şeyden önce bizlerin bakış açılarımızı, davranışlarımızı değiştirmemiz gerekiyor.
 
Çocuklarımızın geleceğini sınav notları değil, meraklı olmaları, o merakları sonunda keşfedecekleri, ve sahip oldukları değerler şekillendirecek… Merak ve değerler üzerine yoğunlaşalım ve bırakalım gerisini onlar kendileri getirsinler…



Nuran Çakmakçı ve Cengiz Semercioğlu; anne ve baba kimlikleri ile ne dediler? 

Bu konuda, çalışmalara; 

Baba kimliği ile katılan Cengiz Semercioğlu'nun görüşleri ve 
Anne kimliği ile katılan Nuran Çakmakçı'nın görüşleri 

Hürriyet Gazetesi, Kelebek ekinde yayınlanan haberin küpürleri;

Büyük okumak için üzerlerine tıklayın

          

Çalışmaların Backstage - Perde Arkası Fotoğrafları

Fotoğraflar o keyifli, çok öğretici, çok besleyici çalışmaların, buluşmaların "backStage - perde arkası" denen kısmını yansıtıyor:) Gördüğünüz gibi biz de çok oynadık, eğlendik, öğrendik... Emeği geçen herkese, çocuklara, çocukluğumuza çok teşekkürler, #OMO'ya ise bu kadar hayati bir çalışmayı tüm içtenliği, duyarlılığı ile bir kez bile deterjan demeden gerçekleştirdiği için kocaman aferinler:)  

Özellikle dikkat çekmek isterim ki proje için çalışan bütün Unilever yöneticileri, ajanslar, medya mensupları, uzmanlar müthiş içten, samimi ve sahici idi... Herkes tamamen anne-baba olarak, çocukları odağa koyarak büyük bir içtenlikle çalıştı. Tüm emeği geçenler konunun sosyal, toplumsal, ulusal, evrensel ve kritik öneminin farkındalığı ile her şeyden önce "birer insan olduğumuz" gerçeği ile yaklaştı tüm sürece. Bu yüzden aferin, bravo ve tebrikler...

Albüme ulaşmak için aşağıdaki kolaja tıklayın 



Çalışmaların devamında ne olacak? 
 
Unilever, Omo tahminen Mayıs ayında bir de "Kirlenme Festivali" düzenleycek.Çocukların ev dışında oyun ihtiyacına, açık havada oynanacak oyunlara, aktivitelere dikkat çekecek. Ayrıca Prof. Dr. Yankı Yazgan'ın, Demet Akbağ'ı ve uzmanların çocukluklarında oynadıkları oyunlardan derlenmiş 100 oyunu da ebeveynlere hediye edecek. Yani sadece tavsiye akıl vermekle kalmayıp, bizzat deneyim yaşatarak, nasıl olması gerektiğini de öğretecek... Heyecanla Kirlenme Festivalini ve oyunları almayı, çocuklarla oynamayı bekliyorum:) 

Hadi Hareketlen Kirlen Öğren'e giden yol ve Kirlenmek Güzeldir'in öyküsü 


2004’te dünyanın dört bir yanında yapılan tüketici araştırmaları ve çalışan anketleri sonucunda, bugün artık herkesin zihnine, kalbine ve diline yerleşmiş olan  “Kirlenmek Güzeldir” söylemi ortaya çıktı. “Kirlenmek Güzeldir" anne ve babaları kir ve lekeler konusunda  ezberlerini bozmaya davet eden bir önerme oldu. OMO da bu önerme ile genel kalıpların dışına çıktı ve ebeveynlere kir ile öğrenme, hayatı tanıma, keşfetme arasındaki ilişkiye dair ilham veren bir yolda ilerlemeyi tercih etti.

OMO’nun 10 yılı geride bırakan ve değişmeyen mesajı; kirlenme özgürlüğü çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerini tamamlayarak kendi ayakları üzerinde duran bireylere dönüşmelerinde büyük önem taşır.  

Tüm iletişim çalışmalarında buna büyük yer ve kaynak ayıran OMO kuşkusuz müşterileriyle bu kanaldan çok sağlam bağlar kuruyor. Ancak bence daha da önemlisi toplumsal bilinçlenme adına çok ama çok önemli, cesur adımlar atıyor olması. Sonuna kadar destekliyorum:) 


 

Vee son olarak, o kadar oyun demişken bir tavsiye de benden... Harika bir oyuncakçı...



Bir arkadaşımın çocuklarına oyuncak ararken keşfettim. Hem fiyatları makul hem de inanılma çok çeşit var. Ben Mecidiyeköy'dekine denk geldim. Mecidiyeköy, Cevahir AVM'nin yan sokağında. Yaratıcı oyuncaklarla oyunlar kurgulamak için mutlaka uğrayın derim. 

TOYSeTOYS: Büyükdere Cad. No:24 Hukukçular sitesi altı Mecidiyeköy Tel: +902123470893 / Tel: +902123470894
Merkez  | Toptan | Nişantaşı Şubesi | Eminönü Şubesi

******************

Daha iyi bir gelecek için hizmetlerimiz hakkında bilgilenmek, 
Seminer-Workshop-Moderasyon-İçerik-Etkinlik Kurgusu vb. talepleri için görüşmek, 
Özel-özgün çalışmalarla işinize, hayatınıza dair iyileştirmeler yapmak üzere
 Antrenörlük almak 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;

Başvuru ve sorularınız için lütfen > burayı tıklayınız

Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)

Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  Twitter ve Facebook dan takip edebilirsiniz.

0 Yorum

Bir Cevap Yazın