Kadına Sevgi, Şefkat Endeksinde Kaçıncı Olmak İsteriz? Bazı kadın istatistikleri.
3524 görüntüleme
Bu içeriği paylaşabilirsiniz >
Facebook
Twitter
Linkedin
Google+
Pinterest

Kadına Sevgi, Şefkat Endeksinde Kaçıncı Olmak İsteriz? 


Yazının orijinali için BW Dergisi  ya da Turkcell Dergilik 

Şu Anda Sondan 14. Yani Kadınlara Dünyayı Dar Eden İlk 15’teyiz de…

World Economic Forumu’nun açıkladığı Küresel Cinsiyet Eşitliği 2017raporunda kadınlar için en yaşanılası ülkeler de sıralanmış. Kadın erkek eşitliğine en fazla önem verenler hangileri diye bakılmış. Kaynak: Global Gender Gap Report 2017. Link burada; https://goo.gl/j5hbYN İnanmayan QR kod’u okutsun, girsin baksın, incelesin.


 
2017 sonunda yayınlanan rapora göre 144 ülke arasında 131. yani sondan 14. bir başka deyişle en berbat, kadınlara dünyayı dar eden ilk 15’in içindeyiz.
 
Bizden de altta olanlar; Moritanya, Fildişi Sahilleri, Mısır, Ürdün, Fas, Lübnan, Suudi Arabistan, Mali, İran İslam Cumhuriyeti, Çad, Suriye, Pakistan, Yemen…
 
Fildişi sahilleri dışındakilerin (İslam, Hıristiyan ve Putperestlik, üçü birden resmi din olarak kabul ediliyor) tamamının dini İslam.
 
Bir başka gerçek bilgi; İslam’ın çarpıtılmamış özünde, Kuran’da kadın-erkek eşit
 
Listeye bakıp, “Naassıl yaa ondan da mı daha ya da onlar kadar mı kötüymüşüz!?” dediğinizi duyar gibiyim… Son 15’te yer alanların durumu, nelerle boğuştukları ortada. Tamamının başı pislik içinde!..
 
İlk 15’i de sıralayayım;  İzlanda, Norveç, Finlandiya, Ruanda, İsveç, Nikaragua, Slovenya, İrlanda, yeni Zelanda, Filipinler, Fransa, Almanya, Namibya, Danimarka, İngiltere.
 
Bunların da “çoğunun” durumu belli. Dünyanın ekonomik güç, refah seviyesi en yüksekleri arasındalar. “Amerika, Rusya kaçıncı acaba?” diye merak edenler için baktım; ABD 49. Rusya 71.
 
İlk 15’te olmasından şaşkınlık duyduklarımı ise not aldım inceleyeceğim; Ruanda (Afrika’nın ortalarında, çok fakir, neredeyse hala kabile hayatı yaşanan bir ülke), Nikaragua (Orta Amerika’nın en büyük ülkesi), Namibya da Afrika’da Atlas okyanusunda kıyışı olan ufak bir ülke.
 
Not: Bu ve benzeri araştırmalarda kadınların ekonomik hayata katılımı, eğitim ve iş dünyasında fırsat eşitliği, eğitim düzeyi, sağlık koşulları, yaşam süreleri, politika ve siyaset katılma oranları, iş dünyasındaki konumlanmaları, yetenek havuzlarında ne kadar kadın olduğu, meslekler arasında kadınların oranları gibi dinamikler analiz ediyor. İşkembeden atılmıyor, sonuçlar bizzat ülkelerin kendilerinin deklare ettiği rakamlardan, istatistiklerden çıkıyor.
 

Kızını seven, dizini korur. Kızı gönlüne bırakırsan ya ilime ya bilime koşar.
 
Geçen yazımda, iş dünyasında, eğitimde ve aslında yaşamın bütün boyutlarında kadın-erkek eşitliğini sağlarsak tüm dünyanın, ülkemizin neler kazanabileceğine, gayri safi milli hasılamızın nasıl yükseleceğine dair pek çok istatistik, rakam, kanıt, analiz paylaşmıştım. Olaya daha çok ekonomist gözlüklerimle bakmıştım.
 
Bu yazımda da yine gerçek bilgilerle başladım. Yukarıda durum çok net. Daha iyi bir gelecek istiyorsak “kadın-erkek” eşit olmalı. Nokta. Bu konu tartışmaya açık değil, olmamalı!..
 

Ve artık amacım şuna odaklanmamız;
 
Madem kadın-erkek eşitliğini sağlamak her açıdan iyi bir şey, o halde neler yapmalıyız?  Nasıl, kadınları yaşamın her boyutunda erkeklerle eşit konumlandırabilir, daha iyi bir gelecek yaratmak için sağlam adımlar atabiliriz. Buna çare, çözüm aramak, öneri, aksiyon geliştirmek için düşünmeli, çalışmalıyız... Hem de hiç durmadan, tekrar tekrar.
 
Her şeyden önce “kadın” ve “şiddet” kelimelerinin hiçbir ortamda yan yana durmamasını, olmamasını, konuşulmamasını, akla dahi getirilmemesini sağlamalıyız. Olumlu yaklaşımları, pozitif iletişimi benimsemeliyiz. Ve kesinlikle önce bundan başlamalıyız. Yani beyinlere format atmalıyız.
 
Olmasını istemediğimiz değil, olmasını istediğimiz durumları konuşmalı, düşünmeli, hayal etmeliyiz. Kadına Şiddetodaklı iletişime, kadınların şiddetten gördüğü zararları, cinayetleri, saldırıları, kadınların aczini, erkeklerden medet uman hallerini sayıp dökmeye son vermeliyiz.
 
Tam aksine, kadının yüceltildiği, kadınların başarılar kazandığı, erkeklerin kadınlara nasıl iyi davrandığının anlatıldığı, kız ve erkek çocuklarının nasıl eşit, nasıl kardeşçe hayata hazırlandıklarını yansıtan haberlere bültenlere ve paylaşımlara ağırlık vermeli. Kadınların dayak yemiş, öldürülmüş görüntülerinin vb. yayınlanmasını durdurmalıyız, gerekiyorsa yasaklamalıyız.
 

Bunları yazarken kötülükleri saklayalım, hasır altı, ört bas edelim demek istemiyorum kuşkusuz!
 
Onları en ağır şekilde cezalandıralım. Hem de öyle bir cezalandıralım ki yapanlar, yapmaya kalkışanlar kadına şiddeti değil uygulamak, aklından dahi geçiremeyecek şekilde dersini alsın. Meyli olanlara, yapanların ne hale geleceğini göstersin.
 
Geri planda bunu çok ciddi biçimde uygularken, ön planda yukarıda sıraladığım “olumlu”, ümit veren, güven yükselten, heveslendiren, yüzleri güldüren olayları görünür, bilinir kılmamız. Esas onlara kafayı takmamız. Her şeye rağmen bir yerlerde çok iyi şeylerin de olduğunun bilgisini, umudunu yaymamız. İyi örneklerin, iyilerin çoğalmasını, görülmesini, bilinmesini kışkırtmamız.  
 

Kısacası iletişimimiz ve yaklaşımımız bundan sonra şöyle olmalı;
 
Kızını dövmeyen, dizini döver. Kızını gönlüne bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya kaçar safsatalarını ve bizi sondan ilk 15’e sokan geri zekâlılığı bırakıp;
 
Kızını seven, dizini korur. Kızı gönlüne bırakırsan ya ilime, bilime ya sanata ya da spora koşar” kafasına geçmeliyiz…
 
Çünkü tüm beyin uzmanları, ruh terapistleri, dönüşüm danışmanları
 
- Beyin muhakeme yapmaz, ne duyarsa, ne görürse onu uygular, onu veri olarak alır. O yüzden daima olmasını istediğiniz şeyleri, olmuş gibi düşünün konuşun, olumlama yapın, pozitif düşünün, konuşun. Beyniniz böyle başlarsa, tüm benliğiniz de onu takip eder diyorlar
 
Ve bizler hala fütursuzca “kadın” ile beraber “o” kelimeyi sürekli kullanıyoruz.
 
Sabahtan akşama kadar tüm kitlesel iletişim araçlarından kadın, erkek, çoluk, çocuk “o” kelimeyi ve daha bir sürü lügat tan çıkası kelimeler aracılığı ile olumsuzlamalara maruz kalıyoruz.  
 
Google’a “kadına şiddet” yazdığımda 57 salisede 15 milyon 700 bin sonuç ve feci fotoğraflar;  “kadına şefkat” yazdığımda ise 42 salisede sadece 600 bin sonuç çıktı. Yani şiddet, şefkatin yaklaşık 26 katı ve fotoğraflarda da yine şiddet çağrıştıran paylaşımlarla bezenmiş bir tablo var.
 

O zaman ne yapmalıyız?..
 
Nasıl bir dünya hayal ediyorsak, kadını, erkeği nerede nasıl görmek istiyorsak onları düşünmeli,  uygulamalıyız…
 
Kadına, genç kızlara, kız çocuklarına sevginin, şefkatin yükseldiği bir topluma dönüşmek için somut olarak neler yapabiliriz?
 
Başlayalım o halde;

1- Küçük yaşlardan itibaren kız ve erkek çocuklara farklı VE eşit olduklarını öğretmeliyiz. Biz büyükler onlara bunu öğretmek için de en etkili yolu, yani olmalarını istediğimiz durumu bizzat yaşayarak, rol modelleri olmalıyız.
 
Etraflarında, ailelerinde ev işlerini, çocuk bakımını birlikte yapan, eve birlikte para getiren, harcama, tasarruf, yatırım vb. kararlarını birlikte veren, birbirlerine daima saygıyla, nezaketle yaklaşan, davranan anne, babalar ve büyüklerle dolu bir ortamda sizce çocuklar neyi öğrenirler?
 
Tabii ki büyükleri gibi davranmayı değil mi? O halde?..


2- “Kadına sevgi, şefkat” temalı,  TV’lerde kamu spotu olarak yayınlanmak, basılı dergi, gazete ve afişlerde QR kodlarla erişilip, izlenmek, sosyal medyada yayılmak üzere farklı yaş grupları için eğitim amaçlı, özendirici, duygulara dokunan, samimi videolar hazırlanmalı.
 
3- İş yerlerine, kapalı yerlere, tüm kamuya açık alanlara hatta tuvalet aynalarına dikkat çekecek şekilde “kadınlara nazik, eşit, davranıldığını gösteren, olumlu davranışlara özendiren, gülen yüzlerin, gözlerin olduğu” posterler, videolar, subliminal mesajlar doldurulmalı.
 
Şirketler, kamu-özel kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, özellikle okullar bu tarz “olumlu davranış örnekleri ile dolu” duyuruları, afişleri, ekranları ofislerinin her yerine koymaya mecbur tutulmalılar. Tıpkı “bu mekânda, iş yerinde sigara içerseniz şu kadar ceza ödersiniz” tabelalarının ya da vergi levhalarının zorunlu asılması gibi bir kararlılıkla gidilmeli olayın üzerine.


4- Belediyelerde, okullarda kadınlara, kız çocuklarına, genç kızlara nasıl davranılması gerektiğine dair workshoplar yapılmalı, özel, zorunlu dersler konmalı. Nezaket, görgü kuralları dersleri olmalı.
 
6- “Kadınlara en nazik davranan, en eşitlikçi” il, mahalle, bölge yarışmaları düzenlenmeli. Sonuçlar, sıralamada üstlerde olanlar ödüllendirilmeli.
 
7- Kız öğrencilere erkeklerin en az iki katı burs, eğitim desteği, yurt, staj olanağı, bedava teknolojik alet, edevat verilmeli. Kadınlar, kız çocukları özellikle teknolojiye özendirilmeli, teşvik uygulamaları yapılmalı.

8- Bilim, teknoloji alanında ödül, patent alan, Ar-Ge çalışmaları yapan kadınlara ekstra, bol bol teşvikler verilmeli.
 
9- Girişimci kadınlar her türlü vergiden muaf tutulmalı.
 
10- Sporcu, sanatçı kadınlara olağanüstü teşvikler verilmeli.
 
11- Çalışan annelere her türlü maddi, manevi kolaylık sağlanmalı. Devlet tarafından bakıcı, kreş desteği, özellikle anaokuluna gidinceye kadar tüm esnek çalışma olanakları, bunu sağlayan iş yerlerine sıfır vergi kolaylıkları tanınmalı
 
12- Şirketlere, devlete, partilere özellikle üst yönetimde, idari kadrolar için %50 kadın çalıştırma kotası konmalı.
 

Şimdi bunları okuyan o biçim erkekler gerine gerine “siz asıl kendinize bakın, kadınlar istemiyor ki çalışmayı, esas kadınlar kadınları çekemiyor, %50 nasıl uygulanır, o kadar uzman, eğitimli kadın yok ki, bu yazdıkların çok saçma ve ütopik, zorlama olmuş, imkansız!” vb. mazeretleri hatta alaylı bakışları mitralyöz gibi sıralayacağından eminim…

Yanıtım onların anlayacağı dilden olsun o zaman;
HAADİ LENN! ARTIK YEMEZLER!

BW Türkiye Dergisi sayfalarından okumak için aşağıdakilere tııklayınız.

    

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)

Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  Twitter, Instagram ve Facebook dan takip edebilirsiniz.



 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın