Geleceği iyi anlayamaz ve değişmezseniz başarısız ve mutsuz olursunuz!
8373 görüntüleme
Ufuk Tarhan’ın sosyal medya hesapları:

Geleceği iyi anlayamaz ve ona göre değişmezseniz geleceğe uyumlanmakta güçlük çeker, başarısız ve mutsuz olursunuz



Teknolojinin hayatın her alanında ne kadar temel bir belirleyici ve tetikleyici olduğunu kavrayarak fütürizmin kapılarını aralayan Ufuk Tarhan bu sayımızın konuğu oldu. "Gelecekle ilgili çalışmalar yapmaktan ve fütürist bir T-İnsan olmaktan çok memnunum" diyen Tarhan ile "T-İnsan" kitabı ve gelecek ile ilgili düşünceleri üzerine keyifli bir söyleşi yaptık... Umarız okuyunca siz de keyif alacaksınız...

Ufuk Tarhan’ı anlatır mısınız… Nerde doğdu, nasıl bir ailede yetişti, eğitimler…


Antalya’da doğdum, Babamın işi nedeniyle Sivas-Kangal ve Kastamonu’da birkaç yıl yaşadım. Ankara’da okudum, İstanbul’da büyüdüm. Babam, hem makine hem de elektrik mühendisliği okumuş sıkı bir mühendis… Tam bir sol beyin ve sürekli birlikte deney, alet-edevat yaptığım, fizik-matematik öğretmenimdi. Annem de sosyal zekâsı oldukça gelişmiş hiperaktif, müthiş güzel sesi ile sürekli şarkılar söyleyip şiirler okuyan (ve kardeşimle bize de okutan), şahane sofralar kuran, ev hanımı olmasına rağmen tek bir günü aktivitesiz, davetsiz geçmeyen, şen şakrak oldukça hoş bir kadındı. Aynı zamanda bir nevi drama hocamdı. Annem de babam da Girit’ten göçen ailelerin çocuklarıydı. Evimizden Ege yemekleri, otlar eksik olmazdı. Bununla beraber Urfalı, Elazığlı, Diyarbakırlı o kadar samimi arkadaşları vardı ki her ikisi de başta çiğköfte olmak üzere tüm bulgurlu yemekleri de çok iyi yaparlardı. Hem annem hem babam iyi eğitim almamıza, çok ama çok kitap okumamıza aşırı önem veren, ders çalışıyoruz deyince tüm önceliklerini değiştiren hatta bağıra çağıra münakaşalarını bile şak diye kesen iyi, epey neşeli, hayat dolu, birbirine aşık insanlardı. Ne yazık ki ikisini de erken sayılabilecek yaşlarda kaybettim. Ama beraber olduğumuz yılları dolu dolu geçirebilme şansım oldu. Buna her zaman çok şükrederim. 

Devlet okullarında okudum. Her zaman çok çalışkan, sorumluluk bilinci gelişmiş bir çocuk ve gençtim. Kendimi de annemi babamı da pek üzmeden büyüyüverdim. Üzmezdim ama çok sözlerini de dinlemezdim. Kendi kafamın dikine giderdim. Fakat o kadar terbiyeli ve çalışkandım ki çatışma çıkmazdı. Bu özelliğim nedeniyle onca yırtınmalarını dinlemeyip aslında istediğim herhangi bir mühendislik bölümüne girebilecekken o zamanlar pek havalı diye ODTÜ Ekonomi-Ekonometri bölümünü seçtim ve mezun oldum. Mezuniyet sonrası okuldan arkadaşım ile hemen evlendiğim ve İstanbul’a taşındığım için master yapamadım, içimde ukde kaldı. Ama yılmadım ve 57 yaşında, Bahçeşehir Ünivesitesi’nde “Innovation & Entrepreneurship” yüksek lisans derecemi aldım. Master sırasında bestseller olan kitabım T-İnsan’ı tez konum yaptım. Doktoraya da başlayacaktım, pandemi nedeniyle cesaret edemedim. Belki ileride yaparım, belli olmaz.

Dedim ya meraklı, çalışkan, sorumluluk sahibi bir öğrenciydim. Aslında hala da öyleyim. Öğrencilik hiç bitmiyor. Ya da öğrenmek diplomayla, ders programıyla falan çerçevelenecek bir konu değil. Sınırsız bir alan. Bu özelliğim nedeniyle eğitim hayatım oldukça rahat geçti. Notlarım annemin-babamın veya öğretmenlerimin vb. kimsenin zorlamasına gerek kalmadan her zaman iyiydi. Bu da bana epey özgürlük alanı ve özgüven sağladı. Derslerim iyi diye yaptığıma ettiğime pek karışılmazdı, zaten karıştırmazdım. Ben de bol bol kitap okurdum, resim yapardım. Özellikle de bilim kurgu, uzay, UFO’larla ilgili kitaplar elimden düşmezdi. Tek kötü dersim beden eğitimiydi. Bir tek ondan ikmale kalmayayım diye ittire kaktıra geçerdim.


Nasıl Fütürist oldunuz?

ODTÜ’den sonra kısa bir süre su motorları satan bir şirkette çalıştım. İşi sevmedim ve bıraktım. Sonrasında uzun yıllar bilişim, telekom sektörlerinde üst düzey yöneticilik yaptım. 2002 yılında “BT Sektörünün En Başarılı İş kadını Ödülünü” aldım. Kariyerime teknoloji sektöründen başlamam ve orada olgunlaşmam, teknolojinin hayatın her alanındaki ne kadar temel bir belirleyici ve tetikleyici olduğunu kavramamı sağladı. Fütürizmle 1995’te bilişim sektöründe çalışırken bir yurt dışı seyahatimde, hava alanında beklerken unutulmuş “The Futurist” dergisi sayesinde tanıştım. Kendimi o dergiyi okuduğum anda fütürist olarak görmeye, geleceği farklı algılamaya, düşünmeye ve kurgulamaya başladım. Sonra da odaklanarak üzerinde en çok çalıştığım alan “Gelecek, Fütürizm” oldu. “Kişi, kurum ve toplumların daha iyi gelecek kurgulamasına yararlı olacak bilgi ve fikirleri yaymaya, ilk etapta da dijital transformasyonun iyi anlaşılmasını sağlamaya” dönük çalışmalar yapmayı amaç edindim. 2003’ten 2006’ya kadar profesyonel hayata Genel Müdür olarak devam ederken, etmek zorunda iken; sabahları 03:00 – 06:00 arası “hibrid” mode’da, “otodidakt” öğrenme tekniğini kullanarak ve sıkı “kürasyon” yaparak kurguladığım ve kurumsal hayata veda ederek kurduğum M-GEN (Millennium Generation) Gelecek Planlama Merkezi, zaman içinde dijital iletişim ajansına ve yazılım şirketine dönüştü. Kızım Ayşe Yıldıztekin ile çalışıyoruz, aile şirketiyiz. Unilever, Bosch, BSH, Metro, Basf, Tüpraş, Tofaş, GBO, 3M, CocaCola, İnci Akü, İnci Holding vb. gibi firmalarla çalışıyoruz. 

Girişimcilik, profesyonel iş hayatımın yanı sıra fütürist olarak da çok aktif biçimde yazılar yazıyor seminerler veriyorum. Çünkü eksponansiyel değişimler yüzünden dünyanın içinde olduğu ve daha en az 20-30 yıl epey türbülanslı devam edecek “dönüşüm” sürecinde en büyük insanlık sorunu “yeni yetkinliklere” sahip olabilmek, işsizlikle mücadele olacak. Bu nedenle, bireylerin ve kurumların geleceğe uyumlanması, sürdürülebilir başarılı bir işe, gelişmeye sahip olabilmeleri için çabalıyor, aynı zamanda yüksek lisans tez konum olan ve kitabımı da yazdığım “T-İnsan” dönüşüm modelini yaygınlaştırmak için çok çabalıyorum. 

Şirketlerimden, odaklandığım alanlardan, gelecekle ilgili çalışmalar yapmaktan ve fütürist bir T-İnsan olmaktan çok memnunum. Tüm yazılarım, videolarım, sosyal medya kanallarım ufuktarhan.com’da... Oradan daha fazla bilgi alınabilir. 


Feyz aldığınız isimler var mı?



Rol modellerim tabii ki annem, babam, ilkokul öğretmenim ve Atatürk idi. Sonrakiler hep teknoloji alanından, ünlü fütüristlerden oldu. Ancak en ama en büyük rol modelim büyük fütürist, düşünür ve mühendis Jacque Fresco’dur. Ona o kadar hayrandım ki (ne mutlu ki 2008’de fütüristler zirvesi sırasında tanışmak, birlikte zaman geçirme şansım da oldu) “din kursa müridi” olurum derdim, hala da derim. Hayata, geleceğe bakışım onunla biçimlendi.

Şimdiki rol modelim de kızım Ayşe… Onun ve aslında özellikle bazı genç kadınların gelişimlerini hayranlıkla izliyorum. Kızımdan ve gençlerden çok ama çok şey öğreniyorum. Her gün daha fazla onlar gibi olmaya çalışıyorum…


Kızınızla birlikte çalışıyorsunuz. Bir anne için şahane bir durum. Peki, kızınız istekli mi başladı bu işe?

Ben çok zor çocuk sahibi oldum. Epey tedavi gördüm ve ancak tek çocuk yapabilecek bir şansa sahiptim. Buna rağmen kızım küçükken o kadar çok çalışmak zorundaydım ve onu o kadar özlerdim ki sanırım Allah acıdı ve büyüyünce sanki normal bir akışla, biz de tam nasıl olduğunu anlamadan birlikte çalışmaya geçiverdik de evladımı daha çok görebilmeye başladım.

Ayşe Avusturya Lisesi'ni bitirdikten sonra Viyana’da ekonomi okudu. Son senesinde Marmara Üniversitesi Almanca İşletme Bölümü'nden mezun oldu. Tüm o yıllar boyunca ben de tek başıma M-GEN’i kuruyordum. Her aşamasında, tatillerde vb. sürekli yardım ediyordu. O da çok çalışkan, akıllı bir profildir. Mezun olmasına yakın birlikte iş yaptığımız büyük firmalar iş teklif etmeye başlayınca baktım ki pırıl pırıl (hem de kızım) bir yetenek elden kaçacak, ben de kendisine gayet kurumsal iş teklif ettim. Hem de öyle resmi bir maille yaptım ki teklifin benden gittiğini önce anlamamış bile… Buna hala çok güleriz! O da düşündü taşındı ve kabul etti. Son derece özgür karar verdi. Kızım diye kendisine hiçbir ayrıcalık tanımadım, o da istemedi zaten… Resmen adım adım, söke söke ilerledi ve çok sıkı bir iş kadını oldu. Hem M-GEN hem kendi hayatı için güzel planları var. Onun da tüm evlatların da yolu açık olsun. Her zaman aralarındayım, hak ediyorlar. Gençlere çok şey borçluyuz, onlara pek güzel bir gelecek devretmiyoruz…

Teknoloji, içgüdülerimizi törpüleyip duygularımızı deforme eder mi?


Teknoloji içgüdülerimizi de kuşkusuz etkiler. Ancak bu etki sadece olumsuz yönden yani deformasyon olarak nitelendirilemez, nitelendirilmemeli... Hem olumlu hem olumsuz etkileri vardır ve olmalıdır da. .. Çünkü teknoloji aynı zamanda bize içgüdülerimizi, kendimizi daha fazla dinleyebileceğimiz zaman kazandıran da bir unsur. O yüzden başka her şeyi olduğu gibi içgüdülerimizi nasıl etkileyeceği bizim elimizde. Bilinçli, dikkatli kullanılmalı…

Fütürizm akımı nasıl başlamış? Fütürist, dünyaya ve insanlığa nasıl bakar?Fütürist olmanın koşulları neler? Kişilik etken mi, isteyen herkes fütürist olabilir mi? Şirketler, markalar ya da devletler Fütürizmden nasıl faydalanabilir? İstediğimiz geleceği nasıl tasarlayabiliyoruz? Bunun için ne yapmak lazım? Fütürist bakış açısıyla akıllı bir kariyer planı nasıl olmalı?

Fütürizm, İngilizce “future” sözcüğünden türemiştir ve “gelecekçilik” demektir. Fütürizm geleceğe dönük gelişim ve yeniliklere odaklanan bir bakış açısı, alan ve disiplindir. Dünyada yüzden fazla üniversitede bölümü, dersi bulunmaktadır. Fütürizm, tarihçilerin geçmişi anlamaya çalışarak geleceğe dair çıkarımlar yapabilme çabalarının benzeridir aslında… Gelecekçiler de tıpkı tarihçiler gibi bilim, teknoloji ve akıl kullanarak gelecek senaryoları ve olasılıkları üretmeye gayret ederler… İlk çıkışı 1900'lere denk gelir. Sanayi Çağı başlarında İtalyan sanatçı Filippo Tomasso Marinetti tarafından bir sanat akımı olarak kullanılmış. Hatta 1909'da yazılmış bir manifestosu bile var. Protest bir sanat akımı olarak ortaya çıkmış. 1960’lardan sonra farklı, bugünkü hali ile kullanılmaya başlanmış. 2009 yılında ben Fütüristler Derneği Başkanı iken Türk fütüristler olarak biz de bir manifesto yazdık. Fütürizm, gelecekle ilgili uzgörülü, tasarımcı, stratejik, sorgulayıcı ve olumlu bir bakış açısı sağlar. Öncelikle teknolojiden tetiklenir, ancak disiplinler arası bütünleşik bir yaklaşımdır ve mutlaka gelecekle ilgili her şeye sosyolojik, ekonomik, psikolojik, ekolojik, teknolojik açılardan yaklaşır (biz buna kısaca SEPET diyoruz, akılda kolay kalsın diye).

Özetle fütürizm, geleceğe dair mümkün olduğunca çok ve olabildiğince ileriye doğru senaryolar kurgular. Şimdiye kadar sanki bir yerde bir gelecek var ve biz onu tahmin etmeye çalışıyor, o tahminlere göre hazırlık yaparsak başarılı, mutlu oluruz gibi düşünüyorduk. Oysa Fütürizmin gelecek algısı ve savunusu şöyle der; “gelecek karşısında edilgen değil, aktif, müdahaleci, mücadeleci, bazen kabullenici, hibrid yaklaşan sorgulayıcı bir bakış açısı ile düşünmeliyiz, çalışmalıyız.” 

Gelecek, dünyanın gelişmiş ülkelerinin ajandalarında yıllara ve alanlara göre stratejik olarak planlanmış durumda... Gelecek odaklı bireyler, kurumlar ve şirketler, uzgörülü, stratejik planlar çerçevesinde ilerliyorlar. Bireyler, kurumlar, uluslar sürdürülebilir başarı için gelecekçi yaklaşımlar sonucunda yaşamsal kararlar, tedbirler alıyor planlar yapıyor ve kendilerini geleceğe hazırlıyorlar. Gündeminde Fütürizm olmayan toplumlar ve bireyler başkalarının planlanmış gündemlerini yaşıyor, planlamaya katılamıyor, olup bitenden habersiz pek çok fırsatı kaçırıyorlar, yaratıcılıkları gelişmiyor, ülkeleri ve kendileri gelişmelerin liderliğini yapamıyorlar.

İstediğimiz geleceği, kariyerimizi planlamak için her şeyden önce “istediğimiz gelecek, kariyer” nedir sorusuna tam ve detaylı bir yanıtımız, bir tarif lazım. Çoğu insan bu yanıtı ve tanımı ezbere, öylesine ya da çok flu söylüyor, anlatıyor. Oysa bunun, yani insanın kendi geleceğinin, kariyerinin tam bir proje planlaması gibi kurgulanması, yaşanması gerekiyor. Yani herkes kendi hayatına bir iş projesi ciddiyetinde bakmalı. Hatta buna her şeyden daha ciddi ve disiplinli bakmalı. Hayat hiç de öyle kendi kendine şekillenen ya da başkalarının sizin için gerçekleştirebileceği bir şey değil. Herkes kendi geleceğine sahip çıkmalı ve sorumluluk almalı. Sıkıntı bu farkındalığın olmamasında… Bu arada tabii ki planların şaşması, hatalı olması, sürprizler, beklenmedik gelişmeler vb. olabilir, olacaktır. O zaman da planları revize etmek gerekir ki revizyon da bir plandır esasında…


Neden insanların ilkel beyinlerinden korkmalıyız? Gelecek için nasıl bir toplum bilinci oluşturulmalı? 

Bu sorunuzu yanıtlarken sevgili Temel Aksoy’un bir yazısından yararlanıyorum. Aksoy yazısında diyor ki; "Yeni beynimizle mantık yürütürüz. Orta beyin, bizim duygusal dünyamızı yönetir. İlkel beyinimiz ise tehlikelerden korunmak, kendimizi savunmak, üremek, yemek yemek gibi en ilkel ihtiyaçlarımızı yöneten beynimizdir. Bilim insanları, bilinçaltımızın gerçek patronunun ilkel beynimiz olduğunu söylerler."

İnsanın ilkel beyni hayatta kalmaya ve kendi çıkarını korumaya programlanmıştır. İnsanın bencilliği, yeri geldiğinde açgözlü ve saldırgan olması, milyonlarca yıldır hiç evrim geçirmemiş ilkel beyni nedeniyledir. İnsanın dünyadaki varlığı, milyonlarca yıl öncesine dayanır. Sözcükler hayatımızda yaklaşık 40 bin yıldır, yazı ise yaklaşık 5 bin yıldır vardır. Yani kelimelerin tarihi, beynin evrimiyle karşılaştırıldığında, neredeyse “dün” denecek kadar yenidir.

İnsan kendini, akıllı ve mantıklı olarak nitelese de aslında çoğu kararını, ilkel beyniyle alır. Araştırmalar, insanın satın alma kararlarında da, ilkel beynin önemli bir rol oynadığını kanıtlar.

Bir siyasi liderin ya da bir markanın, insanların sadece üst beyinlerine yani mantıklarına hitap ederek onları etkilemesi bilimsel olarak mümkün değildir. İnsan, önce ilkel beyninin süzgecinden geçen sonra da hem mantığını hem de duygularını tatmin eden çözümler arar. Bu nedenle konu ne olursa olsun, insanı ikna etmenin yolu, onun ilkel beynine hitap etmekten geçer. İnsanın ilkel beynine hitap etmeyen iletişim, boşuna yapılmış iletişimdir. İşte tam da bu sebeple ilkel beynimizden korkmalı, onun için ilkel beynimize yolladığımız korkulara, duygulara dikkat etmeliyiz. Yani ilkel beynimizi teknolojiyi, geleceği sürekli kötü, olumsuz, zararlı, insan neslini ele geçirecek vb. ön kabullerle uyarır ve doldurursak sonuçlarının hiç de parlak olmayacağı apaçık değil mi? 


O yüzden toplumsal yapılanmamızda “zihinde, dilde, bedende hijyen” diye bir mottoya sıkı sıkı tutunmalı; fütürist bakış açısına sahip, teknoloji ile barışık, eşitlikçi, adil, iyi insanlar olmak ülküsüne sarılmalıyız. Gerisi zaten gelecektir. Önce ilkeli, iyi insanlar olma bariyerini aşmalıyız…

Çocuk ve teknoloji ilişkisi nasıl olmalı?

Bu tür tek boyutlu soruları ve yaklaşımı hiç benimsemiyorum. Sadece çocuk ve teknoloji değil, insan ve teknoloji, insan ve çocuk ilişkisine olumlu bir form vermek üzere çalışmalıyız. Çocuklar teknolojiden değil, bizden öğreniyorlar. Rol modelleri ne yaparsa onları taklit ederek şekilleniyorlar. Çocuklara sadece teknoloji değil bütüncül olarak tüm kaynakları, en başta da kendilerini, diğer insanları, olanak ve olanaksızlıkları verimli ve etkili kullanmak için esin kaynağı, iyi örnekler olmalıyız. Geniş, kapsayıcı bakışı kazandırmalıyız.

T-İnsan ne anlatıyor?



“T-İnsan” her yaşta ve konudaki bireyin sürdürülebilir gelecekteki iş başarısı için uygulayabileceği gelecekçi, gerçekçi dönüşüm modeli… T insan, Leonardo da Vinci´ nin "altın oran’’ından da esinlenilerek geleceğe uyumlu, senkronize olabilen, versiyon yükseltebilen yeni nesil insan modelini sembolize ediyor. “T” harfi ile dikeyde “bir şeyin her şeyini”; yatayda “her şeyin bir şeyini” bilmeyi anlatıyor. “T” aynı zamanda; Tasarımcı, Tedarikçi ve Teknolojik olma gerekliliğine gönderme yapıyor.

Gelecekte insanların asıl ve ağırlıklı iş modeli ücretli, bordrolu, maaşlı formlarda olamayacağı için, çalışma şekilleri giderek ve hızlanarak kurumsal, maaşlı ve garantili alanın dışına çıkacak. O zaman da insanlar T´nin dik bacağını temsil eden "en iyi bildikleri becerikli oldukları" konuda dikey, derinlemesine "akıl, bilgi, teknoloji" kullanarak, "Tasarımcı" hizmetler vermeye başlayacaklar. "Tasarladıkları" bu hizmetlerini bir "Tedarikçi, Takım Oyuncusu" olarak her yerden, her zaman kiralayacaklar, satacaklar, paylaşacaklar, değişik sözleşmeler yapacaklar. Kısacası dikeyde uzmanı oldukları becerilerini, yatayda türlü modelde sunabilecekler...

Böylece T´leşen insanlar becerilerini giderek artan oranda; danışmanlık, iş tasarımcılığı, iş avatarlığı, gibi hizmet formlarında sunacaklar. Yani sözleşmeli çalışanlara, tedarikçilere dönüşecekler".
Buradan bilgi ve satın alabilirler: https://www.tinsan.com

Pandemi dünya için neden bir dönüm noktası?

Çünkü Blockchain, kripto para gibi bilgisayardan ve internetten sonraki en büyük dönüştürücülerin yolunu açtı. Bunlar için ön şart olan tam dijitalleşmeye giden süreci hızlandırdı. Dünyanın her yerindeki insanların kafasındaki iş-yaşam ve teknoloji ilişkisine dair tüm paradigmaları yıktı! İnsanlığı tek bir probleme, can korkusuna odaklayarak hepimizin aynı gemide olduğumuzu hatırlattı!


Corona ile ilgili komplo teorilerinden hangisi size daha olasılık dahilinde geliyor?

Ne olup bittiğini ilk algılamaya başladığımdan beri ki bununla ilgili 15 Mart 2020’de “Zor oyunu bozar” diye bir yazı da yazmıştım, Corona’nın çok net olarak bir sürecin önceden belirlenmiş bir adımı olduğunu düşünüyorum. Dünyanın top yekûn değişim geçirmesi ve bir takım denemeler, testler, veri toplamak, genetik planlar, vb. yapmak için yavaşlaması, durması gerekiyordu, o yapıldı. Kimler yaptı derseniz tam bilemem ama perde arkasında ABD, Çin, Rusya karması teknoloji liderlerinden oluşan muhtelif grupların olduğu tahminimi paylaşabilirim.

Pandemi batının aslında o kadar da batı olmadığını gösterdi. Batının pandemi yönetimindeki başarısızlığı konusunda neler söylersiniz?

Bunlar çok şablonik ifadeler... Neye göre başarılı, neye göre başarısız... Batı bana göre yıllardır kurgulanan bir plan uyguluyor ve onda da gayet ilerliyor. Pandemi sadece büyük dönüşüm ya da “reset” denen süreç için bir aşama, araç ve kurgu... Henüz böyle değerlendirmeler yapılabilmesi olanaksız.

Eşitlikçi bu virüs küreselleşmeyi nasıl etkileyecek?

Hepimiz birer data seti haline dönüşece - ğiz. Yeni kriterler ve metriklere göre yönetileceğiz. Black Mirror’daki pek çok durum gerçeğimiz haline gelecek. Sosyal puanlarımızla hak-hukuk belirlenecek. Chiplerimizle tüm dünya insanlığı aynı kriterlere göre puanlanacak. Puanı düşük olanlar yine yanacak.

Bu salgının insanlık üzerine olumlu etkileri de oldu mu ya da olacak mı sizce? Yoldan çıkan insanlık ders aldı mı?

İnsanlık açısından kuşkusuz bir farkın - dalık artışı oldu. Ders de alındı, ancak “ne öğrendik?” emin değilim. Hoş, ders almak istesek de artık bir şeylere etkin şekilde müdahale edebilir miyiz ondan hiç ama hiç emin değilim, çünkü artık Sürdürülebilir Kapitalizm’in efendileri “Dataistler ve Teknolojistler” kumandayı ele geçirdiler. Bundan sonrasını “dijitler, data ve algoritmalar” belirleyecek. Bundan sonra nasıl bir dünya gördüğü - mü anlatmak epey uzun sürer. Şu yazımı HYPERLINK "https://www.ufuktarhan. com/makale/corona-zor-oyunu-bozarbundan-sonra-azar-azar-corona-sonrasihayat" Corona; “Zor oyunu bozar!..” Bundan sonra “azar azar" ve Festina Lente (yavaş yavaş acele et!)!.. ve mutla - ka T-İnsan’ı okumalarını tavsiye ediyo - rum. 


Fütürist adaylarına önerileriniz? Fütüristler Derneği Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ufuk Tarhan, niçin Fütüristler Derneğine üye olmalıyız?

Önce T-İnsan’ı okuyun. Kafanızdaki pek çok soruya yanıt bulacaksınız. Ve mut - laka fütürist olun, gelecek algınız tama - men değişecek. Geleceği iyi anlayamaz ve ona göre değişmezseniz geleceğe uyumlanmakta güçlük çeker başarısız ve mutsuz olursunuz… Çok net ve keskin ifadeler kullanıyorum çünkü geleceğe uyumlanmamak gibi bir şansımız yok!...

Bu yazı İzmir Life Dergisi için yazılmıştır. 

Orijinal yazıyı okumak için aşağıdaki kupürlere tıklayınız.

  
  

******************

Ufuk Tarhan'ın T-İnsan kitabı için > http://www.t-insan.com
Bireysel Antrenörlük almak için > https://goo.gl/6RfGXa 
Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;  lütfen > burayı tıklayınız 
Hizmetlerimiz & Eğitim &  Seminerlerimiz     I     M-GEN Resmi Sitesi (Referans ve Projelerimiz)
Ufuk Tarhan´ın yazı ve haberlerini  LinkedInInstagram, FacebookYouTubeTwitter 'dan takip edebilirsiniz.


 

0 Yorum

Bir Cevap Yazın